İnsan bazen durup kendine sorar: Ben kimim? Yaradılış amacım ne? Ve bu soru, tek başına gelmez. Ardından bir düşünce seli kapıyı zorlar. Nereden geldim? Nereye gidiyorum? Bu hayatta bana düşen rol ne? Çoğu zaman bu sorular zihnimizin kıyısına vurur ve geri çekilir. Üzerinde uzun uzun düşünmeden geçip gideriz. Oysa bu sorular, insanın kendine atabileceği en derin çapadır. Dünya var olduğundan bu yana yüz milyardan fazla insan ın yaşadığı tahmin ediliyor. Şu an ise yaklaşık sekiz milyar insan aynı gökyüzünün altında nefes alıyor. Bu sayılara bakınca insan, kendi varlığını bir kum tanesi kadar küçük hissedebiliyor. Ve acı bir gerçek: Çoğumuzun adı, üç nesil sonra hatırlanmayacak. Belki çocuklarımız, belki torunlarımız… Sonrası ise sessiz bir unutuluş. Ama herkes böyle değil. Tarihin tozlu sayfalarına rağmen adı silinmeyen insanlar var. Yüzyıllar önce yaşamış olsalar bile hâlâ hatırlananlar… Bilim insanları, sanatçılar, düşünürler, liderler … İnsanlığa bir iz bırakanlar. Onların sayı...
OKU (İKRA) İnsanlık tarihine yön veren en çarpıcı emirlerden biri tek bir kelimeyle başlar: Oku. Kur'an-ı Kerim ’in indirilen ilk ayetleri, Alak Suresi ’nin ilk beş ayetidir ve bu ilahi hitap, insanı doğrudan bilgiyle buluşturur: “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” Bu emir, yalnızca satırları gözle takip etmek değildir. Bu emir; kâinatı okumaktır, insanı anlamaktır, yaratılışı çözmeye çalışmaktır. Ve en önemlisi, tüm bunları bir anlam çerçevesine oturtmaktır. İlk vahiy, Hira Mağarası’nda, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) , Cebrail (a.s.) aracılığıyla indirildi. Bu an, yalnızca bir peygamberin hayatını değil, insanlık düşüncesinin yönünü değiştiren bir başlangıçtı. Alak Suresi’nin ilk ayetleri şöyle seslenir: Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir alaktan yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, kalemle yazmayı öğretendir. İnsana bilmediğini öğretendir. Bu ayetler, adeta bir kapıyı aralar. Bilgiye, öğrenmeye, araştırmaya ve üret...