Ana içeriğe atla

OKU (İKRA)

 

Kur'an-ı Kerim'in inen ilk ayetleri Alak Suresi'nin ilk 5 ayetidir ve "Oku!" emriyle başlar. Tam ifadesi "Yaratan Rabbinin adıyla oku!" şeklindedir (Alak, 96/1). Bu emir, sadece metin okumayı değil, yaratılışı, kâinatı ve ilmi Allah adına anlamayı ifade eder. 

  • İlk Vahiy: Hira Mağarası'nda Hz. Muhammed'e (s.a.v.) Cebrail (a.s.) aracılığıyla indirilmiştir.
  • Alak Suresi 1-5 Ayetleri:
    • Yaratan Rabbinin adıyla oku!
    • O, insanı bir alaktan (aşılanmış hücre/embriyo) yarattı.
    • Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir.
    • O, kalemle yazmayı öğretendir.
    • İnsana bilmediğini öğretendir.

Bilgiye, ilme, araştırmaya ve okumaya verilen önemi vurgular. "Rabbinin adıyla" ifadesi, her türlü okumanın ve bilginin, yaratıcının varlığını tanıma ve O'nun rızasını gözetme gayesiyle yapılması gerektiğini belirtir.

Okumanın önemi dinimizde ilk emir olarak hem İslam dinini hem de kainatı anlamak için tüm insanlara verilmiş bir emir niteliğindedir. Kur'an-ı Kerim’i ve yaradılışın özünü anlamak için okumamız gerektiği bize bildirilmektedir. İlk beş ayet İslam dininin bilgiye verdiği önemi net olarak ortaya koymaktadır. Çünkü iki defa oku emri tekrarlarken yazmanın ve bilginin önemine vurgu yapmaktadır.

Okumanın önemi; insan için bilgiye bizzat ulaşıp kendi iradesi ile yorumlayıp uygulama imkanı sunmasıdır. Kulaktan dolma bilgi diye tabir ettiğimiz husus başkasının bilgiyi yorumlayıp bize aktarmasıdır ki yorum kişiden kişiye değişmekle beraber bizi de bağlar. Bundan dolayı doğru bilgiye ulaşıp doğru yorumlanın yegane yolu bilgiyi kaynağından okumaktan geçer. Aksi halde hayatımıza yön vereceğimiz bilgiler bizi yanlış istikametlere yönlendirebilir.

Eğitim seviyesi yüksek ama okuma oranı düşük bir toplumuz. Günümüzde okuma yazma bilmeyen çok az kişi var. Ancak meraklı bir toplum değiliz galiba çünkü okuma oranımız düşük. *“Dünyada kitap okuma alışkanlıklarını ortaya koyan veriler ilgi çekici sonuçlar sundu. Araştırmaya göre Türkiye, listede 29. sırada yer aldı. Türkiye'de kişi başına yılda ortalama 130 saat kitap okunuyor ve bu oran yaklaşık 6 kitabı işaret ediyor.” Kur'an-ı Kerim tüm Müslümanların hayatına tatbik etmesi gereken bir anayasa niteliğindedir. Bundan dolayı hepimizin Kur'an-ı Kerim’i okuyup anlamamız gerekir.

İnsani ve ahlaki değerlerden uzaklaştığımız bu günlerde dinimiz İslam’ı ne kadar anladığımızı ve ne kadarını hayatımıza tatbik ettiğimizi sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum. Sorgulamak için neyi eksik yaptığımızı anlamamız, anlamak için okumamız gerek. Başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.v.)’in hayatını okuyup anlamamız gerek. Ancak bu şekilde yaşamımızı nasıl şekillendirmemiz gerektiğini anlar ve kendimize düzeltebiliriz.

BİR KIVILCIM

Bir kıvılcım çakar, uyanır insan,
Bir insan uyanır, aydınlanır toplum,
Toplum aydınlanır, kaybolur karanlıklar,
Bir kıvılcımla başlar tüm uyanışlar.

Sarmışsa karanlıklar dört bir yanını,
Ruhun karamsarlıkla dolup taşmışsa,
Derin bir nefes alıp düşün o zaman,
Çak içindeki kıvılcımı uyan o zaman,

Uyanma vakti gelip geçiyor,
Herkes başkasına umut bağlıyor,
Dön de bak kendine umut sendedir,
Çak içindeki kıvılcımı gelecek sende.

Sen ben günü değil bugün kavgalar bitsin,
Gün birlik günüdür, kıvılcımlar çaksın,
Bir ışıkla geceler aydınlanmaz ancak,
Birlikte aydınlanır tüm karanlıklar.

Toplum bireylerden oluşan bir topluluktur. Toplumun herhangi bir konuda ilerleme kaydetmesi ancak bireylerin çabası ile mümkündür. Bizler her birimiz daha çok okumalı daha çok bilgi sahibi olmalıyız. Ancak o zaman hem kendimizi hem de çevremizi aydınlatabiliriz. Her açıdan ileri medeniyet olmanın tek şartı okumaktan geçer. Bundan dolayı hep beraber daha çok okumalı ve daha çok bilgilenmeliyiz. “Bol kitaplı günler diliyorum.”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SAĞLIKLI BİR DÜNYA İÇİN İNEKLER Mİ, İNSANLAR MI, AZALTILMALI?

              Dünya nüfusu 8 milyarı geçti . Nüfusu hızla artan insanoğlu kendine yeni yaşam alanları açmak için yoğun bir çaba içerisine girdi. Yeni yaşam alanının yanında hızla artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılamak için bir yandan birim alandan daha fazla ürün elde etmeye çalışırken diğer yandan yeni tarım alanları açma çalışmalarını sürdürmektedir. Artan insan nüfusu gelişen teknoloji, ulaşım araçları enerji ihtiyacını artırmış ve bizleri daha fazla fosil yakıt kullanımına itmiştir. Günümüzde insanoğlunun yaşam tarzı dünyanın Karbon dengesini bozmuş ve küresel ısınma dolayısıyla büyük bir iklim krizi ile baş başa bırakmıştır.             Seller, orman yangınları, kuraklık insanları zor durumlarda bırakmaya devam etmektedir. Başta gıda üretimi kaynaklı olmak üzere gelecekte bizi zor günlerin beklediği aşikârdır. Tam da bu nokta devletler bu olaya karşı çözüm a...

SAĞLIKLI İNSAN

            İnsanoğlunun ortalama ömrü 1900’lü yılların başı na kadar 30 yıl civarındaydı. Bu rakam 1950’li yıllarda 48 yıla günümüzde de 72 yıla kadar ulaştı. Son yüzyıldan önceki on binlerce yılda ortalama insan ömründeki değişim 5-10 yıl arasında değişmektedir. Son yüzyılda insan ömründeki artışın sebebi ne?   Öncelikle son yüzyıl içinde büyük gelişim sağlayan bilim teknolojileri insanı, bakterileri, virüsleri yani Dünyadaki diğer canlıları daha iyi tanımamızı sağladı. İnsan vücudunu tanıdıkça hastalıkları ve tedavi yollarını araştırmak ve çözüm bulmak daha kolaylaştı. Hastalık ajanı olan bakteri, virüs ve parazitleri tanıdıkça bunlara karşı tedavi yolları geliştirdik. Böylelikle geçmiş zamanlarda basit hastalıklardan ölen insanları tedavi etme imkânına sahip olduk. Sağlık sistemi son yüzyılda mucizevi bir gelişim sağlayarak insan ömrünün uzamasına büyük katkı sağladı.             Uzun v...

GELECEĞİN YALNIZ BİREYLERİ

       İnsanoğlu M.Ö. 10000 yılları civarında yerleşik hayata geçmiştir. Bu süreçle beraber birlikte yaşam ve topluluklar oluşturma süreci başlamıştır . İnsanoğlu neden topluluklar kurma ihtiyacı hissetti? İnsanoğlu yaradılışı gereği sosyal bir varlıktır. Bundan dolayı birlikte yaşamın yollarını aradı. Yardımlaşma, hayatta kalma, daha iyi beslenmek gibi nedenler topluluk kurma sürecini hızlandırdı. Bu süreç zamanla köyler, kasabalar ve şehirler kurulmasına sebep oldu. Günümüzde 40 milyon insanın yaşadığı şehirler bulunmaktadır. Dünya üzerindeki insan nüfusu 8 milyar civarına ulaşmıştır .  Yalnız başına yaşamını sürdürmek zorunda olan ilk insandan günümüze geçen 15 bin yıla yakın süreçte neler değişti. İnsanoğlu kendi benliğini doyurabilmek için sürekli arayış halindedir. Daima daha fazlasını istemektedir. Asıl problem buradan başlamakta. İhtiyaçlar doğrultusunda bir araya gelen insanoğlu artık yok. Yaşadığımız zaman diliminde dünyadan beklentisi kalmamış madde...