Ana içeriğe atla

İNSANLAR VE İNSANSILAR

 

    Bilim ve teknoloji XXI. Yüzyılda hızlı bir şekilde ilerledi. İnsanoğlu az emekle çok kazanma, zamandan tasarruf etmek ve daha fazla kazanmak için verdiği yoğun çabalar sonucunda otomasyon sistemleri gelişmeye başladı.

        Bununla birlikte bilgiye hızlı ulaşma isteği bilgisayar ve internet altyapısının hızlı gelişimi bizleri yapay zekâ ile tanıştırdı. Arttık bizim yerimize çalışan robotların yanında bizim yerimize düşünen yapay zekâlarımızda var. Sorulması gereken asıl soru şu; bu işin sonu nereye varacak?.

         Geçmiş tecrübelerimiz insanoğlunun bilimsel gelişmeleri etik kurallara göre kullanma konusunda iyi sınavlar vermediği gerçeğidir. 1945'in sonuna kadar Hiroşima'da atom bombası saldırısından dolayı yaklaşık 140.000, Nagazaki'de ise 80.000 kişi hayatını kaybetmiştir.[1]  Bu insanoğlunun verdiği en kötü sınavlardan biri olarak tarihe geçmiştir. Yapay zeka veya robotların insanlar için nasıl bir riski olabilir diye sorduğunuzu duyabiliyorum. Günümüz teknolojisinde bir risk oluşturmadığı düşünülse de insanoğlunun güç ve sahiplenme arzusu onu hep daha ileriye yönlendirmiştir. Bu en güçlü olma ve Dünya’ya hakim olma arzusu ileride insanoğluna benzeyen ancak biyolojik ve zihinsel olarak insandan çok üstün bir tür oluşmasını kaçınılmaz kılacaktır.

    Biraz ara verip insanoğlu olarak kendimizi sorgulayalım. Dünya adlı bu gezegende yaşayan milyonlarca türden biri insan. Peki bizi diğer canlı türlerinden ayıran özellik ne? Hepimiz düşünen ve bunu ifade edebilen tek canlı olduğumuzu söyledi. Yani bu gezegende yargılayabilecek daha üstün bir tür yok şuan. Gezegenin tüm kaynaklarını tüketen, biyolojik çeşitliliğin devamını tehdit eden, çevreyi ve doğayı kirleten ve diğer tüm canlıların yaşam hakkını elinden alan bir canlı türü insanoğlu. Adeta Dünya’yı tehdit eden bir virüs gibi. Yavaş yavaş yok ediyoruz güzel gezegeni. Bir hastalık tedavi edilmesi gereken bir hastalık.

     Tam da bu noktada gelecekte karşılaşacağımız kendi üreteceğimiz yapay ve bizden üstün olan bir tür. Dünya’yı bu hastalıktan kurtarmak isteyebilir mi? Bu sorunun cevabını bilen var mı? Dünya’nın sonu insan ve insansıların savaşına mı sahne olacak?

      Bizi bizden kim nasıl koruyacak? Etik değerleri koruyarak bu işin devamı mümkün mü?

    Kafamda deli sorular ve geleceğe dair derin endişeler ile dizelerime son veriyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SAĞLIKLI BİR DÜNYA İÇİN İNEKLER Mİ, İNSANLAR MI, AZALTILMALI?

              Dünya nüfusu 8 milyarı geçti . Nüfusu hızla artan insanoğlu kendine yeni yaşam alanları açmak için yoğun bir çaba içerisine girdi. Yeni yaşam alanının yanında hızla artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılamak için bir yandan birim alandan daha fazla ürün elde etmeye çalışırken diğer yandan yeni tarım alanları açma çalışmalarını sürdürmektedir. Artan insan nüfusu gelişen teknoloji, ulaşım araçları enerji ihtiyacını artırmış ve bizleri daha fazla fosil yakıt kullanımına itmiştir. Günümüzde insanoğlunun yaşam tarzı dünyanın Karbon dengesini bozmuş ve küresel ısınma dolayısıyla büyük bir iklim krizi ile baş başa bırakmıştır.             Seller, orman yangınları, kuraklık insanları zor durumlarda bırakmaya devam etmektedir. Başta gıda üretimi kaynaklı olmak üzere gelecekte bizi zor günlerin beklediği aşikârdır. Tam da bu nokta devletler bu olaya karşı çözüm a...

SAĞLIKLI İNSAN

            İnsanoğlunun ortalama ömrü 1900’lü yılların başı na kadar 30 yıl civarındaydı. Bu rakam 1950’li yıllarda 48 yıla günümüzde de 72 yıla kadar ulaştı. Son yüzyıldan önceki on binlerce yılda ortalama insan ömründeki değişim 5-10 yıl arasında değişmektedir. Son yüzyılda insan ömründeki artışın sebebi ne?   Öncelikle son yüzyıl içinde büyük gelişim sağlayan bilim teknolojileri insanı, bakterileri, virüsleri yani Dünyadaki diğer canlıları daha iyi tanımamızı sağladı. İnsan vücudunu tanıdıkça hastalıkları ve tedavi yollarını araştırmak ve çözüm bulmak daha kolaylaştı. Hastalık ajanı olan bakteri, virüs ve parazitleri tanıdıkça bunlara karşı tedavi yolları geliştirdik. Böylelikle geçmiş zamanlarda basit hastalıklardan ölen insanları tedavi etme imkânına sahip olduk. Sağlık sistemi son yüzyılda mucizevi bir gelişim sağlayarak insan ömrünün uzamasına büyük katkı sağladı.             Uzun v...

GELECEĞİN YALNIZ BİREYLERİ

       İnsanoğlu M.Ö. 10000 yılları civarında yerleşik hayata geçmiştir. Bu süreçle beraber birlikte yaşam ve topluluklar oluşturma süreci başlamıştır . İnsanoğlu neden topluluklar kurma ihtiyacı hissetti? İnsanoğlu yaradılışı gereği sosyal bir varlıktır. Bundan dolayı birlikte yaşamın yollarını aradı. Yardımlaşma, hayatta kalma, daha iyi beslenmek gibi nedenler topluluk kurma sürecini hızlandırdı. Bu süreç zamanla köyler, kasabalar ve şehirler kurulmasına sebep oldu. Günümüzde 40 milyon insanın yaşadığı şehirler bulunmaktadır. Dünya üzerindeki insan nüfusu 8 milyar civarına ulaşmıştır .  Yalnız başına yaşamını sürdürmek zorunda olan ilk insandan günümüze geçen 15 bin yıla yakın süreçte neler değişti. İnsanoğlu kendi benliğini doyurabilmek için sürekli arayış halindedir. Daima daha fazlasını istemektedir. Asıl problem buradan başlamakta. İhtiyaçlar doğrultusunda bir araya gelen insanoğlu artık yok. Yaşadığımız zaman diliminde dünyadan beklentisi kalmamış madde...